elzem.biz

Bir sabah… Güneş ben ve kadınım…

Bir sabah… Güneş ben ve kadınım…
Saatin uyanmak için daha erken olduğunu, göz kapaklarımı hafifçe araladığım da gözlerimin yanmasından anladım. Tam yeniden uykuya dalacaktım ki onu gördüm. Sigara içiyordu dışarıyı izleyerek. Uyandığımı anlamamıştı. İhtimal o ki, güneşin doğuşuyla uyanmıştı. Ve sanki güneş dünyaya gönderdiği tüm ışıkları onun bu haline doğru hedeflemişti. Gecenin ağır sevişmişliği gözlerindeki yorgunluktan belli oluyordu ama her şeye rağmen nefis görünüyordu hala. Yataktan kalkarken beraberinde sürüklediği incecik pikeyi göğüslerini kapamak için kullanmıştı. Önündeki muhteşem güzellikleri bir nebze saklayabilen ince kumaş kalçasının o insanı delirten görüntüsünü kapamaya yetmemişti. Güneşle sevişiyor gibi bakıyordu güneşe ve sanırım bu yüzden kumaşın üzerinden bile belli oluyordu memesinin büyümüş ucu. Bütün gece ağzımın içinde dudaklarımın arasında olan. Güneşin küçük oyunlarıyla gözümde daha da mermerleşen vücudu çoktan (güya) uyumakta olan beni heyecanlandırmaya yetmişti. Zaten onunla iken nerede nasıl olduğunuzun bir önemi yoktu. Yolda yürürken bile (ki üzerinde son derece sıradan giysiler bile olsa) herkesin onu arzulayarak izlemesine artık alışmıştım. Onun o doğuştan gelen kadınlığı yürüdüğü yollarda kokusunu bırakır gibiydi.
Hani görmeseniz de hissedersiniz ya sizi birinin izlediğini. Sanırım o hisle birden bana doğru baktı ve ben kapadım zaten yarı açık gözlerimi. Kısa bir süre sonra dayanamayıp yeniden açtım. Kımıldamamıştı hiç yerinden ,ama dudağının kenarından muzip bir tebessüm sızıyordu. Anlamıştı onu izlediğimi.
Kısa bir zaman sonra usul hareketlerle döndü, sırtını benden tarafa vererek tam arkasına ve dolaba doğru ilerledi. Dolabın önüne geldiğinde bıraktı önünü örten kumaşı yere. İncecik bileklerinden yukarı doğru hiç acele etmeden seyretmeye koyuldum. Düzgün bacaklarının bittiği yerde başlayan ve hemen her kadını kıskandıran güzellikteki kalçasının hemen sonrasında bir heykeltraşın hayalindeki kadını çizermişcesine oyulmuş belini ve sırtını izledim bu muhteşem kadının. Onu izlediğimin farkındaydı, buna emindim çünkü o da bu oyunu devam ettirmek istermişcesine yavaş yavaş hareket ediyordu. Ne giyeceğini bilemez gibi önünde durduğu dolabı izlerken avuç içleri ile belini kavradı. Kısık bir ses tonu ile konuşurken ellerini usuca kalçalarına götürdü. Biliyordu bayıldığımı kalçalarına ve onu izlediğimin farkında olarak beni delirtmeye çalışıyordu. Okşadı kalçalarını hafif hafif. Sonra birden bulmuş gibi ne giyeceğini “hah” dedi ve elini attı dolabın içine. Bulduğu şeyi kendine doğru çekerken yere düşürdü. Bacaklarını hiç kırmadan yere eğildi almak için ve tam da o an, o çapkın güneş kalçalarının arasından neredeyse bağırır gibi ortaya çıkan alt dudaklarına verdi bütün ışıklarını. Kanımın tersten aktığını hissettim ve dayanamadım. Yataktan kalkıp kalçalarının arasında diz çöküp dudaklarımı alt dudaklarıma dayamam sanırım sadece birkaç saniye sürdü. Sırılsıklamdı kadınım ve sularından sevişmek kokuları geliyordu. Bacaklarının önünden tutup, kendime doğru yaslayıp yüzüme buladım ıslaklığını. Alt dudaklarını usulca çekiştirerek emdim sularını. Dilimi içinin derinlerine dokundurdukça nefes alıp vermesinin sıklaştığını hissettim. Ayak bileklerinden kalçalarına , oradan memelerine kadar okşadım kadınımı. Neden sonra dayanamadım ve doğruldum. Kuyruk sokumundan başlayarak sırtını ve boynunu öpe öpe dudak içlerimle, doğruldum. Tam kalçalarının hizasında dokunuyordu ona sertliğim. Tutup içine girmeden önce okşar gibi sürtündüm alt dudaklarının arasına. İlk kez o an inledi ve sanki o kadar gerçekti ki bu bütün dünya o an onu duymuş olsa şaşırmazdım. Ucuyla girdim önce. Beni hemen kabul etti o sıcacık içine. Ve sonra birden ve hızla kasıklarım kalçalarına değene dek içine girdim. Az bir acının hazla karışmış sesiyle inledi. Girip kaldım içinde. Geriye çıkmadan kaldım ama sanki dahası varmış gibi kendimi de ona bastırarak. Duvara dayadığı ellerini bırakıp kalçalarımdan kendine doğru bastırdı. Ben hiç kımıldamadan kendimi ona yaslarken o beliyle daireleri çizerek içinin her yerine değmemi sağlıyordu. Gittikçe hızlanarak devam etti. İçinin duvarlarına değdikçe ben içimin bütün erkeklerinin kadınımın adını bağırdığını hissettim
Tutup ellerini duvara yasladım ve neredeyse hepsini çıkarıp her defasında hepsini yeniden sokar gibi hızla hızla hızla…. O duvarla aramda eze eze… İçine her hızla girdiğimde kalçalarının dalgalanması beni daha da delirtiyor daha da hayvanlaşma mı sağlıyordu. Kolumu karnının altından geçirip içine her girdiğimde ayaklarını yerden kesiyordum ve artık kadınım kim olduğunu ne olduğunu unutarak sadece inliyordu bağırarak… İyice yaslandığı duvarda eziliyordu memelerinin uçları ve ben kulağına nefesimi vere vere fısıldıyordum kulağına ona o an yaptıklarımı. İçinden her çıktığımda bacaklarını okşar gibi aşağı doğru sızıyordu suları ve bu okşamalar onun daha da delirmesine sebep oluyordu. Alt dudaklarının kasılıp benim girmemi zorlaştırmasından anlamıştım boşalacağını ve ben daha da hızlandım.
İki beden hiçbir şeyi umursamaz halde bağırırken bütün bedeni titremeye başladı.O an dönüp bana baktı ve gözlerini yarı kapatarak kasıldı … kasıldı… kasıldı… Sesi artık hırıltılar halinde çıkarken kasılmalarından deliren ben de içimin bütün tazyikiyle boşaldım kadınımın içine…
Bir sabah çok kimsenin bilmediği bir sahil kasabasında , ucuz bir pansiyonda, dünyanın bütün renklerini gösterdi iki beden birbirine…
Güzeldi… nefisti….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll To Top
eryaman escort kayseri escort bayan escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort kocaeli escort bayan bahis siteleri canlı bahis canlı bahis canlı bahis bahis siteleri bahis siteleri kocaeli escort eskisehir escort 10 sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort eryaman escort maltepe escort